Pazar, Eylül 10, 2017

Biraz desen, biraz renk
















Şimdiler de, elime geçen her desenli, çiçekli kağıdı, boş bir çerçeve içine koyup oraya buraya asıyorum. Sıkılınca çıkarıp başkasını takmak gibi bi rahatlığı var bu açılır çerçevelerin.
Öyle çok sanatsal, "sanatçı burada şunu atlatmak istemiş aslında" diye başlayan tablolarda yoruluyorum bu ara:) Ne diyorsa açık açık söylesin sanatçı da:) "Dolaylı ifade" beni hep zorlar, sözün özü bu. Uzatmaya gerek yok. Bu sanatı,  sevmediğim anlamına gelmesin aman:) Saygı ve sevgi çerçevesinde herşey yolunda. 
Bana van gogh'un "badem çiçekli, ilkbahar" tablosu ile gel mesela:)
Ona bakmalara doyamıyor insan.

Eylül ayı ile işler başladı. Okul-iş-ev arasında mekik dokuyoruz ailece. Çok fazla evle ilgilenemiyorum, zamanım kalmıyor. Bu eski siyah sandalyeyi bu yaz boyamıştım, paylaşmak bugüne nasip.
Ihlamur rengi belton sprey boya.
Sıfır zımpara, sıfır astar.
Direk uyguladım.
Şimdilerde en favori boyam.
Kokusuz, renk skalası geniş.

Meraklısına: bulursan kaçırma.

Mutlu haftalar

Emel









Pazar, Eylül 03, 2017

Fırfırlar, Ketenler, Pembeler, Güller | Önce hayal et dedikleri


























Bu sonbahar, bana "ev sıcaklığı" ne diye sorarsanız, gül kurusunda ketenler, yastık kılıfları, gecelikler, floral desenli defterler, "french chair" dedikleri ahşap, kolçaklı sandalyeler ve eskiye dair ne varsa ortaya çıkacak, pamuklu, keten dokular derim, derim de derim. 
Ha, içime bir Rachel Ashwell kaçmışta olabilir, o ayrı:)

Çok özlemini çektiğim bahçeli evim için, mudo louver kolçaklı sandalye almıştım geçen ay. Gittim kulağına fısıldadım, "pencerenin kenarına, bahçeye bakan cama koyacağım seni, biraz burada bekle" dedim, sırasını bekliyor şimdilik bu evde.
Fırfırlı keten dokuma yastıkları, ING' den tanıyıp çok sevdiğim arkadaşım ışıl'dan almıştım. Zara'nın sezon sonu çok indirimli ürünleri oluyor, ara ara bakmak lazım ışıl'ın sayfasına.
English Home mesela, çok güzel gül desenli tekstiller yapmış bu sezon. Gözü ve teni okşayan güzellikte, sade. 
 Yine bahçeli evimin penceresine takmak için, ikea dan rustik perde sistemi aldım. Perdesini de Tchibo'dan 9 liraya buldum. İndirimde.
Onları da şimdilik çalışma odasının penceresine astık. O da sırasını bekliyor, kulağına kar suyu kaçırıldı:)

Eylül ayının en güzeli, bağ bozumu da başlamış.

Seferihisardan gelen siyah üzümler bile bir işaret olsa gerek:)
Bekle bizi izmir:)

Siz de önce yüreğinizde yaşatın dileklerinizi.
Benim şimdiye kadar hep yaptığım buydu ve öyle de oldu!

Çok güzel geçsin günleriniz, eylül'ünüz, sonbaharınız.

Sevgilerimle

Emel


Pazar, Ağustos 27, 2017

Alaçatı Kurabiyesi (Damla Sakızlı)
















Kalbi Ege' de kalanlar, Ege havasından çıkamayanlar, içindeki sönmez Ege Aşkını, çocuğuna isim olarak koyanlar, Alaçatıdan geçerken, damla sakızı almadan İstanbul otobanına girmeyenler, çayı-kahveyi kurabiyesiz yudumlayamayanlar.

Peki o zaman, yapında görelim:)

Damla Sakızlı Alaçatı Kurabiyesi

5 yemek kaşığı tereyağ ( oda sıcaklığında)
1 çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta
1 su bardağı Pudra şekeri
1 su bardağı nişasta (buğday kullandım)
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2 yemek kaşığı damla sakızı macunu
1 tatlı kaşığı tarçın
Aldığı kadar un
Üzeri için pudra şekeri

Tereyağ ve pudra şekerini iyice karıştırın. 
En son un olacak şekilde tüm malzemeyi ilave edin. 
Ele yapışmayan, yumuşak bir hamur elde edeceksiniz.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın, yağlı kağıt serili tepsiye aralıklı dizin.
170 derecede 10-15 dakika pişirin. (fırının başında olun, hemen kızarıyorlar)
Üzerinin pembeleşmesini beklemeden, beyaz olarak fırından çıkarın. İlk çıktığında yumuşak, soğuduktan sonra sertleşecek. 
Pudra şekeri serpin.

Afiyet bal şeker olsun!

İyi bayramlar, iyi tatiller.





Pazar, Ağustos 20, 2017

İncirli muhallebi _Pastel renkler eşliğinde


















Restorant menüsü gibi.
"Fesleğen yatağında aldente spagetti"der gibi. Ama değil:)
Has ve öz incir muhallebisi. 1947 den beri:)
Nasıl yaptın diye sormayın, vallahi uydurma.
"İncir uyutması" diye geçiyor reçetelerde ama benim ki tam o değil. Bildiğin muhallebi, ama kremalı ama kuru incirli, ama çok lezzetli.
Okuduğum tarifler uzun, sıktı beni. Uğraşamam dedim, aman dedim, yap muhallebiyi at içine incirleri dedim.
iyi ki demişim:)
150-200 gram kadar kuru inciri tencerede haşladım blendırdan geçirdim. Nişasta 1 kaşık (hepsi tepeleme yemek kaşığı), un 1 kaşık, şeker 3-4 kaşık, yarım kilo süt ve bir paket krema ile muhallebiyi yaptım.
Blendırdan geçirdiğim incirleri içine katıp, bardaklara doldurdum. Kıvamı koyu gelirse süt ile inceltebilirsiniz, incelttim.
Tarçın yakışıyor, karanfil yakışıyor, ceviz aman aman:)
Ben şeftali ile bile yedim, o derece.

Hafif, serin, hani böyle damakta iz bırakan. 
Bir de tazesi daha gelemedi İstanbul' a bu sene:( hani var da, öyle alınacak gibi değil. Minik, olmamış.

İncir severler kulübü as başkanı
Emel

Mutlu haftalar